Yaşlı; 6,393 lirayla bir ay yaşayabilir mi?
Özlem KARAHAN
Sanal Alem Müfettişi
Bayram bitti. Yıllardır artarak devam eden ekonomik sıkıntılarla emekli, asgari ücretli, engelli, dul ve yetimler bu bayramı da buruk karşıladı. En düşük emekli maaşı ve asgari ücretli için yeni dönemde, “düzenleme yapılabilir mi?” düşüncesiyle kamuoyu meşgul oluyor.
Bir başka kesim daha var ki; ne asgari ücret ne de en düşük emekli maaşı kadar bir geliri olsun. Kimler mi diye soracak olursanız? Hiçbir sosyal güvencesi olmayan ve 65 yaş üstü vatandaşlar.
İstanbul Ticaret Odası (İTO); enflasyon verilerini açıkladı. İTO’nun açıkladığı aylık enflasyon yüzde 1,53, yıllık enflasyonun ise yüzde 36,77 olduğu görülüyor. Türk-İş’in: Mayıs ayı için açıkladığı açlık sınırı 35 bin lirayı aşarken, yoksulluk sınırının ise yaklaşık 115 bine yaklaştığı göze çarpıyor. Mutfaktaki enflasyonun aylık yüzde 1,70, yıllık ortalamanın ise yüzde 40,58 olarak, hesaplandığı dikkat çekiyor.
65 yaş üstü maaşı bir aylık simitle çaya dahi yetmiyor
Simit fiyatlarını inceledim. Fırınlarda 15-25 lira civarında hatta tereyağlı simit istersen, bazı lüks caddelerdeki fırınlarda, 80 liraya satıldığını gördüm. Geçen hafta markete gittiğimde bir kalıp peynir, en az 250-300 lira ve bir kilo zeytin alayım dedim. Üsküdar’da iki ürünün de en ucuzu 295 lira civarıydı. Kuru bakliyat fiyatları da almış başını gidiyor. Çocukluğumuzda ve üniversitede okurken, en ucuz yemek; kuru fasulye ve pilavdı fakat şimdi ona bile güç yetmiyor.
Peki, 65 yaş üzeri vatandaşın aldığı bir aylık ücret ne kadar derseniz? 6 bin 393 lira civarında. Ağır yaşam koşullarında kimilerinin bir lokantada birkaç kişilik yemek ücreti karşılığı olan bu maaşla vatandaş, bir ay geçinmeye mecbur bırakılıyor.
6 bin 393 lira aylıkla mutfakta yangın var
Vatandaş; her gün 25 liradan iki simit alsa ve 4 bardak çay içse, çay fiyatı da en düşük 50 lira. Aylık simit çay parası 3000 lira oluyor. İki kalıp peynir alsa en düşük aylık 500 lira, zeytin iki kilo alsa aylık 600 lira, kuru bakliyat aylık 300 lirayı buluyor. En asgari düzeyde evin elektriği 800 lira, su 800 lira, doğalgaz 1000 lira, cep telefonu faturaları 800 lira. Aylık iki kilo mutfağına çay da alsa en ucuzu yaklaşık 600 lira. Bu giderlerin toplamı 8 bin 400 lirayı buluyor.
Vatandaşın aylığı 6 bin 393 lira. Bu aylık, insanca yaşam için beslenme giderlerine ve temel ihtiyaçlara da yetmiyor. En düşük kiralar, yaklaşık 30-40 bin lira. Giyime baktığında; bir kazak 1000 liraya yakın. Beslenme giderlerine dahi yetmeyen ve kendisine reva görülen bu ücretle, 65 yaş üstü vatandaşa, “bir ay yaşa” demek hiçbir vicdana sığmıyor.
Bu vatandaşlar; kendisine sunulan bu aylıkla kira, giyim giderlerini geçtim, temel insani ihtiyaçlarını da karşılayamıyor. Yaşının gerektirdiği sağlık sorunları da eklenince, nasıl hayata tutunacak?
Bayramda bir çay bahçesine gidip bir bardak çay ve bir simit dahi alamamak, yoksulluk ve açlık sınırının da altında, insanca yaşamın gereği olan her türlü imkândan uzak bir yaşama mecbur bırakılmak, yürekleri de derinden yaralıyor.
Bir markete gittiğinde, aylık mutfak alışverişi için en düşük tutar olarak 4 bin ya da 6 bin liraya yakın ödeme yapıyorsun. Bazen çoğu ihtiyacını da almadan dönebiliyorsun. Sosyal güvencesiz ve belki de hayatta tutunacak bir dalı olmayan kimsesiz bu vatandaşlara, 6 bin 393 lira bir aylıkla, “geçin” demek her birimizin içini sızlatan bir durum…
65 yaş aylığıyla açlık sınırı altında yaşama zorlanıyor
Geçenlerde bir arkadaşım aradı. Annesinin hatta babasının da hayatları boyunca, hiçbir sosyal güvencesi olmadan zorlu bir yaşam sürdürdüklerini anlattı. Babası da ölünce, annesine diğer kardeşi ile destek olduklarını anlattı. 65 yaş üzeri aylığı olarak, annesine 6 bin 393 lira maaş verildiğini söyledi. Gazi Antep’te, bir apartmanın boş odasında kaldığını ve kira tutarını da kardeşiyle beraber karşıladığından bahsetti. “Ben ve kardeşim olmasa, annem bu acımasız dünyada devletin verdiği 6 bin 393 lira aylıkla nasıl yaşar, nasıl geçinir nasıl hayatta kalır? Bir çözümü yok mu?” diyerek dertlenip sordu.
6 bin 393 lirayla temel asgari düzeyde bir yaşam mümkün mü?
Mutfak masrafı, kira, giyim, evin genel giderleri olan elektrik, su, doğalgaz, telefonu da eklersek, sosyal güvencesi olmayan bir vatandaş için bu hayat çekilmez oluyor. En düşük emekli maaşı 20 bin lira ile asgari ücretli de 28 bin civarı maaşıyla kirayı bile karşılayamazken, bir çay bir simit dahi almaya gücü yetmediğinden, emekli vatandaş evinde oturmayı tercih etmeye zorlanıyor. Bu insanların refah düzeyini artıracak bir çözüm istenirse mutlaka bulunur. Her şey, istemekle başlar.
Her birey gibi 65 yaş üzeri vatandaş, temel insani düzeyde bir yaşamı hak ediyor. Geldiğimiz süreçte enflasyon, alım gücünün azalmasıyla, çarşı, pazarda sebze ve meyveye, kuru bakliyatta her geçen gün artan fiyatlara yetişemezken, mutfakta yangın yerine dönmüşken, “yok mu bir çaresi” diye öfkeyle ve üzüntüyle soruyorlar…
Yaşamın içindeki umuda bir kapı açmak zor değil
Emeklisi, asgari ücretlisi, engelli, dul ve yetimler açlık ve yoksulluk sınırının çok altında bir yaşama mahkûm edilmiş haldeler. 65 yaş üzeri vatandaş da sosyal güvencesiz bir yaşamın kıyısında bir umut ışığı bekliyor. Örnekte bahsettiğim arkadaşımın talebi ise; “en düşük emekli maaş tutarı kadar bir ücret düzenlemesi yapılsa da hiç değilse, ömrünün son baharında annem bir nefes alsa” diyerek umudunu dile getirdi.
Tüm bu yaşanan süreçte, örselenmiş ve yalnız bırakıldığını hisseden bu insanların geldiği nokta, yazar George Orwell’in şu sözlerini bana hatırlatıyor: “ Eğer maaşınız sadece yemek yemeye ve uyumaya yetiyorsa, bu iş değildir; geçmişte buna kölelik denirdi.”
Maaşı yemek yemeye bile yetmeyen, kendilerini açlıkla ve yoksullukla sınayan bu sistemde, yaşadıkları ekonomik darboğazda çare arayan bu vatandaşlar için elbette geleceğini güvence altına alacak başka bir hayat mümkün olabilir.
Bir insan, bir hayat ve gelecek aydınlık günler bırakmak için onlara bunu borçluyuz. Zor değil. Geç olmadan şimdi… Daha güzel ve yaşanabilir bir dünya kurmak için bu vatandaşlara barınma, beslenme ve George Orwell’in sözlerindeki gibi “kölelik” düzeninden kurtaracak yaşamı inşa etmeli…(Ekonomim)