Varlık barışı ve gizli matrah artırımı!
31 Ocak 2021 Pazar
Ekrem Öncü - (Yeminli Mali Müşavir)
Bu köşede 7256 sayılı Kanunun “varlık barışı” düzenlemesinin aslında örtülü bir şekilde matrah artırımı hükümleri içerdiğini daha önce yazmıştım.
Varlık barışı ve gizli matrah artırımı!

Ekrem Öncü
ekrem.oncu@dkrdenetim.com.tr

Bu köşede 7256 sayılı Kanunun “varlık barışı” düzenlemesinin aslında örtülü bir şekilde matrah artırımı hükümleri içerdiğini daha önce yazmıştım. Yazı başlığı “Varlık Barışı Kanunu’nda gizli matrah artırımı düzenlemesi” şeklinde idi ve bu yazı ilgili tüm taraflarda hak ettiği yankıyı buldu ve konu uzun uzun tartışıldı. Bazıları görüşlerimize katılırken bazıları karşı çıktı. Hatta başlıktaki “gizli matrah artırımı” ibaresine bu bir matrah artırımı değildir diye itiraz eden köşe yazıları yazıldı!

Dolayısı ile ikinci bir yazının yazılması elzem oldu!

“Varlık Barışı Kanunu’nda gizli matrah artırımı düzenlemesi” başlıklı yazımda 7256 sayılı Kanun kapsamında varlık barışından yararlanılan tutar kadar örneğin kayıt dışı hasılat var ise inceleme ve tarhiyat yapılamayacağını vurgulamıştım. Kayıt dışı hasılat söz konusu ise yararlanılan tutar kadar inceleme ve tarhiyat yapılamayacağı konusunda tüm taraflar fikir birliğinde! Oradaki tek itiraz incelemeye başlanılmış olması ya da başlanılmamış olması meselesi. İncelemeye başlanılmadı ise yani inceleme öncesi beyan var ise inceleme ve tarhiyat yapılamayacağı konusu idarece de kabul edilmekte. Buradaki tartışma inceleme aşamasında ya da inceleme sonrasında beyan var ise durum ne olacaktır? Aşağıda tartışacağız!

Diğer bir tartışma konusu ise, varlık barışı kapsamında yapılan beyanın sadece kayıt dışı hasılatı kapsadığı yönünde yapılan tartışma. Bunu da aşağıda tartışıp görüşlerimizi tamamen kanun çerçevesinde ortaya koyacağız!

KANUNDA İNCELEMEYE BAŞLANILMADAN ÖNCE BEYAN ŞARTI BULUNMAKTA MIDIR?

Öncelikle idarenin konuya yaklaşımını ortaya koyalım. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı’na hitaben yazdığı bir yazıdan bahsediliyor, ancak belirtmeliyim ki, yazının aslını ya da fotokopisini görmedim. Yazının 3 Temmuz 2020 tarihli ve 41258870-663.01(İNC)-E.19685 sayılı bir yazı olduğu ifade ediliyor. Hemen belirtelim ki, 7256 sayılı kanun 17.11.2020 tarihinde yasalaştı. Bu yazının tarihi ise 3 Temmuz 2020. Yazının doğru olduğu kabulü ile Gelir İdaresi Başkanlığı’nın görüşü aşağıdaki gibidir.

7256 sayılı kanuna istinaden varlık barışı kapsamında beyanda bulunan mükellefler hakkında beyan konusu işlemlerle ilgili vergi incelemesi yapılamaz.

Varlık barışından yararlanan mükellefler hakkında diğer konularla ilgili olarak inceleme yapılabilir. Vergi Müfettişleri bu incelemelerde bir matrah farkı bulursa bu farkın varlık barışından kaynaklanıp kaynaklanmadığını tespit etmelidir.  Vergi incelemesi sonucunda bulunan matrah farkının varlık barışı kapsamında beyanda bulunulan varlıkların kayıt dışı bırakılması nedeniyle ortaya çıktığının tespit edilmesi halinde, bu hususa ilişkin bulunan matrah farkına ilişkin olarak rapor düzenlenmemesi, inceleme konusu sadece bu hususu kapsıyorsa mevcut incelemenin iptal edilmesi gerekir.

Vergi incelemesi devam ederken beyanda bulunulması halinde beyanların iptal edilmesi, bu kapsamda yapılan ödemenin mükelleflerin alacağı olarak emanet hesaplarına alınması, inceleme sonucunda matrah farkı çıkarsa cezalı tarhiyat yapılması gerektiği ifade edilmektedir.

Ancak vurgulamak isterim ki, 7256 sayılı kanunda varlık barışı boyutu ile herhangi bir vergi ödemesi yükümlülüğü bulunmamaktadır.

7256 sayılı kanunda inceleme devam ederken kanun kapsamında varlık barışı beyanı yapılamayacağına yönelik herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Yine Gelir İdaresi Başkanlığınca konu ile ilgili olarak çıkartılan tebliğ de de buna yönelik bir açıklama yer almamaktadır. Kaldı ki, tebliğ açıklaması ile kanun hükümleri sınırlandırılamaz!

Dolayısı ile inceleme aşamasında varlık barışı beyanı yapılamayacağına yönelik kanunda bir kısıtlama olmadığından mükellefler bu yola başvurabileceklerdir. Mükelleflerin idare ile problem yaşamaları halinde konunun çözüm yeri vergi mahkemeleri olacaktır! İdare inceleme aşamasında varlık barışından yararlanılmasına itiraz ediyorsa bunu sınırlamanın yolu kanuni düzenlemedir.

YALNIZCA KAYITDIŞI HASILAT İÇİN Mİ VARLIK BARIŞI YAPILABİLİR!

Daha önce de ifade ettiğim üzere 7256 sayılı kanunun varlık barışı düzenlemesine tarafların dikkat kesilmesi 7256 sayılı kanunun matrah artırımı hükümlerini içermemesi! Tüm mükellefler matrah artırımı beklerken 7256 sayılı kanun matrah artırımı düzenlemelerini içermeyince ve bu dönemde de vergi incelemelerinin çok yaygınlaşması nedeni ile mükellefler varlık barışına dört elle sarılmak istedi!

7256 sayılı kanun düzenlemesi aynen aşağıdaki gibidir.

“Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, 30/6/2021 tarihine kadar vergi dairelerine bildirilir.”

Düzenlemeyi açarsak;

- Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan,

- Türkiye’de bulunan,

- Kanuni defter kayıtlarında yer almayan,

- Para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar,

- 30/6/2021 tarihine kadar vergi dairelerine bildirilir.

Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan, Türkiye’de bulunan, kanuni defter kayıtlarında yer almayan, para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar!

Yani aslında gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin mükellefiyetten kaynaklı elde ettiği gayri resmi kazanç ile sahip olunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar mükellefiyette değil, ortaklarda, kanuni temsilcilerde, ya da bunlarla ilişkili kişilerdedir. İşte kanun demektedir ki, bunları getir mükellefiyetine dahil et! Bunları mükellefiyetin hangi kazancı ile elde ettiği ile ilgili değilim! Yeter ki, mükellefiyetle bu varlıkların bağı kurulsun!

Burada kanun kazancın temeline inmemiştir. Yani “kayıt dışı hasılattan kaynaklı olarak edinilen” diye bir ibare kanunda yer almamaktadır. 

Örneğin, mükellef 500.000.-TL sahte fatura kullanmış karşılığında faturayı kesene cüzi bir komisyon vermiştir. 

500.000 TL’lik işlemin KDV oranı %18 olduğu kabul edilirse 90.000.-TL KDV’si, 100.000 TL’si kurumlar ya da gelir vergisi (varsayımsal olarak), 75.000 TL’si de kar dağıtımına bağlı stopaj olmak üzere mükellefin kayıt dışına çıkardığı vergi karşılığı 265.000 TL olmaktadır. Şirketten çıkardığı para ise 500.000 TL’dir. Bu bir şirket ise ortak ya da kanuni temsilci bu parayı kendi bünyesine geçirmiş olmaktadır. Bu para ile de gidip hesap açıldı ya da gayrimenkul alındı ise ortak ya da kanuni temsilci bu parayı ya da gayrimenkulü getirip varlık barışı kanunu çerçevesinde mükellefiyete koyamayacak mıdır? Kanunda böyle bir kısıtlama var mıdır? Kanun kaynağa yönelik bir düzenleme yapmış mıdır?

Kanaatimce koyabilecektir. Ne diyor kanun,  “gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan, Türkiye’de bulunan, kanuni defter kayıtlarında yer almayan, para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar!” Kanun tam da yukarıdaki örneği anlatıyor!

Hemen belirtelim ki, 5811 sayılı kanunun 2 ve 3 numaralı tebliğleri incelendiğinde görülecektir ki, sahte belge kullanımından kaynaklı olarak varlık barışından yararlanılması halinde bulunan matrah farkından beyan edilen tutar düşülmektedir.

Kanun aslında mükellefiyete ait olması gerekirken bir şekilde ortak ya da kanuni temsilciye aktarılan varlıklar var ise bu varlıkların getirilip mükellefiyete konulmasını amaçlanıyor. Kanun bu varlığın hangi gerekçe ile dışarıda bırakıldığı ile ilgilenmiyor. Konuyu tartışanlar hangi çerçeveden bakarak kapsamı sınırlıyor bunu anlayabilmiş değilim açıkçası! Kayıt dışı hasılat kabul edilebilir bir nedendir ama diğerleri olmaz derken gerekçeleri nelerdir? 

Sınırları ve çerçeveyi belirleyecek olan kanun koyucudur. Kanun keyfi yorumlarla sınırlandırılamaz! Kanunda bir boşluk oluşuyor ise doğal olarak taraflar bundan yararlanmak isteyebilir ve uygulama sürecinin sonunda yargı süreci başlar. 

İNCELEME VE TARHİYAT YAPILAMAMASI MESELESİ!

7256 sayılı kanun düzenlemesi “Bu madde kapsamında bildirilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Bu hükümden faydalanılabilmesi için birinci fıkra uyarınca bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi şarttır” şeklindedir.

5811 sayılı kanun düzenlemesi “Birinci ve ikinci fıkralar kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar  nedeniyle 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Ancak, diğer nedenlerle bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri sonucu gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu Kanun kapsamında beyan edilen tutarlar mahsup edilerek tarhiyat yapılır” şeklindedir.

7256 sayılı kanunda yer almayıp, 5811 de yer alan, “Ancak, diğer nedenlerle bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri sonucu gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu Kanun kapsamında beyan edilen tutarlar mahsup edilerek tarhiyat yapılır” düzenlemesine istinaden matrah farkı mahsubu 5811’de yapılır 7256’da yapılmaz demek de kanunu yeterince okuyamamaktan kaynaklanıyor.

Beyan edilen tutar için inceleme ve tarhiyat yapılamaz denilirken diğer nedenlerle inceleme yapılacağı zaten kabul edilmiş olunuyor. İşte matrah artırımı ile varlık barışını ayıran farklardan en önemlisi budur. İnceleme yapıldıktan sonra beyan tutarının üzerinde bir matrah farkı varsa aradaki fark için tarhiyat yapılacaktır. Bu 5811’de de böyledir 7256’da da böyledir.

Daha önceki yazıma itiraz edenlere önemle hatırlatmak isterim ki, mahsup 5811’de vardı 7256’da yok yaklaşımı kanunun ruhuna da, getiriliş amacına da aykırıdır. Kanun inceleme ve tarhiyat yapmam demektedir ve nitekim Gelir İdaresi de konuya ilişkin olarak broşür yayınlayıp kanunda ifade edildiği gibi bunu yüksek sesle ifade etmektedir.
Açış Konuşması; Ali Haydar Tunç (İSMMMO Başkan Yardımcısı), Moderatör ; Halim Bursalı (İSMMMO Y.K.Ü), Konuşmacılar ; Yalçın Sütütemiz-(İstanbul TESMER Eğitmeni) ve Mücahit Yılmaz - (İstanbul TESMER Eğitmeni "Yapılandırmada Dikkat Edilecek Hususlar ve İstihdam Teşvikleri"
24 Şubat 2021 Çarşamba günü toplantımız 12.00-14.00 saatleri arasında ZOOM uygulaması kullanılarak Video Konferans şeklinde yapılacaktır.
" 2020 Yılı Gelirlerinin Beyanında Özellik Arz eden Konular" Üzerine Online Seminer Yapılacaktır
“Mevzuattaki Son Gelişmeler ve Dönem Sonu İşlemleri” ile “TMS 16 Maddi Duran Varlıklar Standardı” konularında bir panel