Şüpheli alacak karşılığı ayrılmasında dava koşulu
14 Nisan 2026 Salı
Bir ticari ilişkide sözleşmenin tarafları, aralarında çıkabilecek ihtilafların hangi ülke hukukuna göre çözümleneceğine ilişkin kurallar . . . . .
Şüpheli alacak karşılığı ayrılmasında dava koşulu
HUKUKA GÖRE

Şüpheli alacak karşılığı ayrılmasında dava koşulu

Bumin DOĞRUSÖZ

Bir ticari ilişkide sözleşmenin tarafları, aralarında çıkabilecek ihtilafların hangi ülke hukukuna göre çözümleneceğine ilişkin kurallar kararlaştırabilecekleri gibi bu ihtilafların hangi ülke mahkemelerinde çözümlenebileceğine dair kurallar konusunda da anlaşabilirler.

Vergi Usul Kanunu’nun 323. maddesine göre tahsili mümkün olmayan bir alacağın şüpheli alacak karşılığına konu edilerek vergi matrahının dışında bırakılabilmesi için; alacağın ticari veya zirai faaliyetle ilgili olması, dava veya icra safhasında bulunması, borçlunun iflas etmiş olduğu hallerde alacağın iflas masasına yazdırılmış olması gerekmektedir. Yapılan protestoya rağmen veya yazılı şekilde birden fazla istenilmiş olmasına rağmen ödenmemiş küçük alacaklarda ise, önceleri dava veya icra takibine değmeyecek derecede olma koşulu aranırken, 7338 sayılı kanunla bu koşul 3.000 TL’yi (2026 yılı için 25.000 TL’yi) geçmeyen alacaklar şeklinde değiştirilmiştir.

Şüpheli alacaklar konusunda uygulamada karşımıza tereddüt yaratan iki konu çıkmaktadır. Birincisi, borçlusu yabancı ülkede mukim olanlardan tahsil edilemeyen alacaklar dolayısıyla şüpheli alacak karşılığı ayrılabilmesi için Türk mahkemelerinde dava açmanın yeterli olup olmayacağı konusundadır.

Yurt dışı alacaklarda yetkili mahkeme

Yetkili ve görevli mahkemenin belirlenmesi ile mahkemede hangi ülke hukukunun uygulanacağı meselesini karıştırmamak gerekir. Bir Türk Mahkemesi bir ihtilafı Fransız kanunlarına göre çözebileceği gibi, bir İngiliz Mahkemesi de Türk Kanunlarına göre de ihtilafı çözebilir. Bu gibi hallere özellikle velayet, miras hukuku gibi ihtilaflarda rastlanılmaktadır.

Bir ticari ilişkide sözleşmenin tarafları, aralarında çıkabilecek ihtilafların hangi ülke hukukuna göre çözümleneceğine ilişkin kurallar kararlaştırabilecekleri gibi bu ihtilafların hangi ülke mahkemelerinde çözümlenebileceğine dair kurallar konusunda da anlaşabilirler. Ben yazımda taraflar arasında bu şekilde bir anlaşmanın var olmadığı halleri dikkate alacağım.

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 40. maddesine göre “Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder.” O halde yabancılardan olan alacaklar konusunda Türk Mahkemelerinin yetkili olup olmadığını anlamak için iç hukuka bakmak gerekmektedir. Bu konuda bakılacak düzenleme 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 50. maddesinin atfına istinaden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 10. maddesidir. Bu maddeye göre; “sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir”.

O halde sorunu çözmek ticari borçlarda ifanın nerede yapılması gerektiği sorusuna verilecek yanıtla ilgilidir. Yanıt, Borçlar Kanunu’nun 89. maddesindedir. Maddeye göre, taraflar arasında açıkça veya örtülü şekilde aksi kararlaştırılmış olmadıkça para borçlarının ifa edilmesi gereken yer, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeridir.

Bu açıklamalara göre; Türkiye’de mukim şirketlerin yabancı şirketlerden olan para alacakları için Türk mahkemelerinde dava açmış olmaları, bu alacaklar için şüpheli alacak karşılığı ayırabilmeleri için yeterlidir. Mutlaka alacaklının bulunduğu ülkede dava açmak, gerekmemektedir. Nitekim Danıştay 3. Dairesi’nin E. 2011/5130 K.2015/10182 sayı ve 28.12.2015 günlü Kararı ve Danıştay 4. Dairesi’nin E. 2008/399 K.2010/3271 sayı ve 27.5.2010 günlü kararları da görüşümüzü doğrulamaktadır.

Danıştay kararlarıyla netleşen uygulama

Nihayet son olarak Danıştay 3. Dairesi E.2024/6227 K.2025/5665 sayı ve 17.12.2025 günlü Kararı ile VUK md. 323 uyarınca karşılık ayrılabilmesi için, bu alacakların Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinde dava yoluyla takip edilmesinin yeterli olduğuna, yurt dışındaki alacakların şüpheli alacak olarak kabul edilebilmesi için dava ve icra takiplerinin borçlu olan tarafın mukim olduğu ülkede yapılması gibi bir şartın Kanunda aranmadığına karar vermiştir (Kararı gönderen gazetemizin değerli yazarı Sayın Abdullah Tolu’ya teşekkürlerimle).

Ceza davası şüpheli alacak için yeterli değil

Bu konuda karşımıza çıkan ikinci önemli sorun ise bazı mükelleflerin -özellikle çeklerle ilgili olarak- borçlu hakkında suç duyurusunda bulunulmasını veya borçlu aleyhine ceza davası açılmış olmasını, şüpheli alacak karşılığı ayırmak için, yanılgıya düşüp yeterli görmeleridir. Oysa Vergi Usul Kanunu’nun anılan maddesinde geçen "dava veya icra safhası" ibaresi bizatihi "alacağın tahsili ve takibine" yönelik yasal süreci kastetmektedir. Ancak, borçlunun hareketinin aynı zamanda suç teşkil etmesi, örneğin dolandırıcılık veya emniyeti suiistimal yahut güveni kötüye kullanma yahut karşılıksız çek suçu gibi bir suçu oluşturması halinde cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulması veya borçlu aleyhine ceza davası açılmış olması, alacağın tahsili ve takibine yönelik bir davanın varlığını göstermez. Suç duyurusu veya ceza davası, "alacağın tahsili ve borçlunun takibine" değil, "borçlunun / suçlunun takip ve cezalandırılmasına" yönelik bir süreçtir. Bu nedenle tahsil edilememiş alacaklar için cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulması veya ceza mahkemelerinde dava açılması şüpheli alacak karşılığı ayrılabilmesi için yeterli değildir. Nitekim İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 356140 sayı ve 8.5.2020 günlü özelgesi ile ortaya konulan idari anlayışta bu yöndedir. (Ekonomim)
REKLAM ALANI
6- 19 N0'lu Mali Müşavirlik Meslek Komitesi Üyesi Hacı Demir Konuşmalarını Yapması İçin 19 N0'lu Mali Müşavirlik Meslek Komitesi Üyesi Numan Sağ'ı Kürsüye Davet Etti.
>
Anneler günü ve Hıdırellez şenliklerinin aynı haftaya denk gelmesi sebebiyle, üyelerine bahar şenliği yaşatmak istedi.
Kurban Bayramı yaklaşırken milyonlarca çalışan ve emeklinin gözü maaşlar, bayram mesaileri ve ikramiye ödemelerine çevrildi. . . . . .
Değerli okurlar, yasalaşacak yeni Varlık Barışı tasarısı­nın “yurt içinde” bulunan var­lıklara ilişkin hükümlerini, gün­cel taslak metin . . . . .
2023 yılının Temmuz ayında devlet memurlarına 8.077 TL tutarında seyyanen artış yapıldı. Bu artış yalnızca tek seferlik bir ödeme olmadı.
(2026-2025-2024- 2023 - 2022 - 2021 - 2020 -2019 -2018 - 2017 - 2016 - 2015 - 2014 ve Diğer Yılları İçerir)
" Anneler Günü" Kutlu Olsun.. İktisadi Haber Ajansı Ailesi Adına Nusret Sümer
Türkiye'de mali müşavirlerin çalışma hayatı için "Survivor" benzetmesi aslında bir mizahın ötesinde,
Konya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası, Konya Ticaret Odası ve Konya Ticaret Odası Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi iş . . . .
30.11.2023 tarihli EKONOMİ gazetesinde yayınlanan “Meclise Sunulan Yeni Vergi Kanunu Teklifinde Bulunan Düzenlemeler” yazımızda . . . .
Vergi levhasının ihdas sebebi, vergi bilincinin oluşturulmasında kamuoyu baskısından yararlanmaktır. Ancak levhaların işyerlerine asılması. . . .
TBMM komisyonunda kabul edilen torba yasa teklifinde kurumlar vergisine ilişkin dikkat çeken bir değişikliğe gidildi.
İhracat Genel­gesi’ne göre; ih­racat bedeli dö­vizlerin fiili ih­raç tarihinden itibaren 180 gün içinde yurda ge­tirilmesi ve İBKB düzenlenmesi . . . . .
28 Şubat 2026 günü ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla ilk önemli tepki petrol fiyatlarında ortaya çıktı. 60 dolar bandında istikrarlı bir . . . . .
Kurumlar vergisi beyan dönemi, 30 Nisan 2026 Perşembe akşamı itibariyle sona erdi. Şimdi başta geçici vergi beyan dönemi işleri olmak . . . .
Danıştay tarafından verilen son kararlar, ilgili sektörleri sevindirirken, Maliye’yi oldukça üzmeye başladı! Bu kararların ortak özelliği ise,. . . .
Bazı basın ve yayın organlarında; “Mart ayında Petrol ve Doğalgaz ürünlerinden tahsil edilen ÖTV tutarı bir önceki aya göre sadece 8 milyar lira azaldı