Sivil Toplum Kuruluşlarının Önemi . . . .
21 Aralık 2021 Salı
Gülüzar Özev
Dört beş yılda bir yapılan seçimlerde sandığa oy atmakla demokrasinin yaşanacağı mümkün olsaydı herhalde birçok ülkede seçimler yasaklanırdı.
Sivil Toplum Kuruluşlarının Önemi . . . . 

Dört beş yılda bir yapılan seçimlerde sandığa oy atmakla demokrasinin yaşanacağı mümkün olsaydı herhalde birçok ülkede seçimler yasaklanırdı.  Zira demokrasi, küçük seçim sandığına sığmayacak büyüklükte bir olgudur.

İşte tam da bu noktada; demokratik kitle örgütlerinin, sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların, derneklerin önemi büyüktür. Sivil toplum kuruluşları tabandan oluşan güçle, yöneticiler arasında köprü vaziyetin dedirler. Halkın ekonomik, mesleki, siyasi, sosyo-kültürel sorunlarının görünür kılınmasında büyük rol oynarlar. Üyeler arası dayanışmaya, toplumsal refahın sağlanmasına en iyi sivil toplum kuruluşları aracılık eder. 

Halktan oluşan ve halkı gerçek anlamda temsil eden örgütlerdir. Bazen öyle durumlar olur ki bu saydığım kitle örgütleri,  büyük toplumsal dalgalanmalar ve değişimler yaratabilir.  Kısaca sivil toplum kuruluşları demokrasinin olmazsa olmaz kurumlarıdır. Mali Müşavirler Muhasebeciler Birliği Derneği’nin bu anlamda önemli rolü vardır. Adaletsiz vergi sisteminden tutun da meslektaşların karşılaştığı sorunların çözüme  ulaştırılmasında, mesleki  dayanışmada, büyük bir güce ve çözme yetisine sahiptir.

Bakın Atatürk’ün okullarda okutulmasını tavsiye ettiği “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” kitabında ne diyor.

“Baykuşlar ve puhu kuşları ışığı sevmezler, güneş gözlerini acıtır çünkü. Bütün ülkelerin halkları, bütün zamanların baykuşları ve puhu kuşları aydınlık düşünce ve bilgiyi sevmemişler,  bugün de sevmiyorlar. Aydınlar ise halkın ışık saçan düşüncesi eğitimli beyin gücüdür. Kendi aydın kesimine sahip olmayan ülke bedbahttır, şansızdır.”

Gelişmişliğin  en önemli göstergelerinden biri sivil toplum kuruluşlarıdır. Bir yerde ne kadar çok sivil toplum kuruluşu varsa, o ülke o kadar kalkınmış demektir.  Maalesef, bizim ülkemizde 689 kişiye bir dernek düşerken, batılı ülkelerde 60 kişiye bir dernek düşmektedir. Bir kişi neredeyse on farklı sivil toplum kuruluşuna üyedir. Ülkemizde  yaklaşık olarak 122 bin dernek vardır. Bu dernekler geçmişin dergâhlarına benziyor dersem, sanırım yanılmış olmam.  Ülke sorunları, kadın cinayetleriyle mücadele, kadın hakları, çocuk hakları, çevre sorunları,  eğitim sorunları, insan hakları gibi amaçlarla kurulan bu dernekler ne güzel ki her geçen gün artmaktadır. Kadın derneklerinin kuruluşu ve çoğalması da bu yükselişten payını almaktadır.

Öteden beri, avukatlardan mühendislere kadar birçok kadın derneği mevcuttur. Örneğin “Türk Hukukçu Kadınları Derneği”, “Mühendis ve Mimar Kadınlar Derneği”gibi. Tarihsel bir gerçektir ki bundan yaklaşık 120 yıl önce Osmanlı döneminde kırkın üzerinde dernek kurulmuş, otuz dolayında kadın dergisi yayınlanmış. Büyük büyük annelerimiz, mücadele ederek haklarını kazanmışlar. 

Bugün bizler bu hakların nimetlerinden yararlanmaktayız. Bizim de borcumuz, her tarafından dökülen yurdumuzu gelecek nesillere sağ selim teslim etmektir. Ancak mevcut gidişat pek de hayra alamet değildir.
Önce vicdanlar bozuldu, ardından akıllar tutuldu. Daha sonra ekmek bozuldu, su çürüdü ve tuz koktu. Şimdi de huzur kalmadı. Vicdanının sesine dinleyerek haksızlık ve adaletsizliğe karşı haykıran sıra dışı şair Neyzen Tevfik’in ifadesiyle “Ekmek herkese yetecekti aslında. Tarlaya karga dadandı, ambara fare, fırına hırsız, memlekete harami. Geldikleri gibi de gitmediler!” 

Şimdi hayatta olmayan sanatçı Tuncel Kurtiz’in şu sözleri, çıkış yolu için vasiyet yerine okunabilir: “Yastık değil, kafa rahat olacak. Döşek değil, vicdan rahat olacak. Ve insan yorgana değil, huzura sarılıp uyuyacak.”
Yeni nesil; yeni anlayışlar, yeni amaçlar ve taleplerle gelmektedir. Ne yazık ki, günümüzde gençlerin gözü yurt dışındadır. Kapağı Avrupa’ya atınca kurtulacaklarını sanmaktadırlar. Umut dünyası ne deseniz fayda etmez. O dünün kendine yetebilen yedi ülkesinden biri olan, bugün ise hala toprakları verimli, insan gücü kâfi, güzelim memleketimiz ne hallerde görüyorsunuz sevgili meslektaşlar. Her gün inanılmaz bir fiyat artışı, kaos halinde piyasalar. Yokluk, yoksulluk, açlık çığ gibi büyümekte. Hani diyor ya büyük şair, yalanla besliyorlar sizi, halbuki açsınız, etle, ekmekle beslenmeye muhtaçsınız.

Ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden
                                                                                    doyasıya,
göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.

Bolluk içinde kıtlık, zenginlik içinde fakirlik yaşıyoruz…

Şükür ki karanlığı seven puhu kuşuna,  baykuşa rağmen, güvercinleri, turnaları var bu ülkenin…
Yücel Akdemir (İstanbul SMMMO Başkanı) , Halim Bursalı - (İstanbul SMMMO Y.K.Ü) ve Serkan Sünmez - (İstanbul TESMER Eğitmeni)
REKLAM ALANI
Dr. SMMM Mete Akyol'la "Kriz ve Krizlerin Finansal Tablolara Etkisi" Canlı Yayında Masaya Yatırılacaktır.
Ali Gökçe'nin Aramızdan ayrılışının 2. yılı anısına yapılacak olan anma etkinliğine siz değerli dostlarımızı bekliyoruz.
"Kişisel Verilerin Korunması Kanunu" Konulu Etkinliğe Davetlisiniz.