Oda Üyeliği Zorunlu Olmaktan Çıkarılmalıdır
26 Şubat 2020 Çarşamba
Celal Özgüroğlu
Sivil toplum tanımlarında, devlet ve merkezi yapının dışındaki unsurlar dikkate alınmaktadır.
Ö Z G Ü R C E 

Oda Üyeliği Zorunlu Olmaktan Çıkarılmalıdır

Celal Özgüroğlu
Mali Müşavir – Bağımsız Denetçi

Sivil toplum tanımlarında, devlet ve merkezi yapının dışındaki unsurlar dikkate alınmaktadır. Sivil topluma yönelik tanımlardan ortaya çıkan en belirgin özellik, devlet erkinin dışında kalmayı hedefleyen bir anlayışla, sivil toplumun devlet aygıtına göre duruşu ve konumuna bakarak yapılıyor olmasıdır. Sivil toplum, devlet denetiminin ulaşamadığı veya belirleyici olmadığı alanlarda, bireylerin devletten izin almadan, ekonomik ilişkilerin baskısından büyük ölçüde bağımsız olarak hareket ederek tutum belirleyebildikleri, sosyo-kültürel etkinliklerde bulunabildikleri, gönüllü ve rızaya dayalı ilişkilerin, etkinliklerin ve kurumların oluşturduğu bir toplumu ifade eder.

Yönetime destek sağlama, katkı, katılım ve işbirliği alanlarında önemli gelişmeler kaydeden sivil toplum kuruluşları katılımcı yönetim talepleriyle halkın yönetime katılımını sağlayarak bir anlamda bireylerin ve toplumsal kesimlerin demokratik işleyişe yönelik yaklaşımlarını ortaya koymaktadırlar. 

Sivil toplum bakış açılarına göre farklı şekillerde ifade edilebilir. Toplumsal yaşam alanları açısından sivil toplum, siyasal, ekonomik ve sosyal yaşam alanlarının ayrışmış olduğu veya siyaset dışı kalan toplum olarak nitelenirken,  Demokrasi açısından sivil toplum; toplumda var olan ve kuruluşu birtakım haklar elde etme çabasına bağlı olan demokratik yapı olarak ele alınmaktadır. 
Sivil toplum örgütlerinden biri olan Meslek odaları, üye olanların mesleki yolda yaptıkları işleri kolaylaştırmak, mesleğin menfaatlerini korumak ve ihtiyaçlarını karşılamayı, aynı mesleği yapan meslektaşları arasında iletişim ve yardımlaşmayı amaçlar. 

Türkiye’de hemen hemen tüm meslek grupların bir odası var.  Yasalara ve kanunlara göre hareket edip, ona göre davranan meslek odaları, kanunların ve yasaların takibini yapmakla mükellef olup meslek mensuplarının uygun bir şekilde ilerlemesini görev edinen kuruluşlardır.  

Günümüzde faaliyet gösteren meslek odalarının bu tanımlar çerçevesinde faaliyet gösterdiğini ifade etmek ne yazık ki mümkün görünmüyor. Tüm meslekleri temsil eden esnaf odaları, ticaret ve sanayi odaları ile diğer meslek odaların evrak ve belge düzenleme dışında meslek mensuplarının yaşamlarına dokunacak bir hizmet veya faaliyetleri bulunmuyor.

Konu ile ilgili birçok örnek verilebilir. 
  • Örneğin kısa mesafeli yolcu kabul etmediği için ya da müşterilerinden fahiş ücret talep eden bir taksi sürücüsüne, üyesi olduğu şoförler ve otomobilciler odası tarafından herhangi bir yaptırım uygulandığı görülmüş müdür? 
  • Taksi sürücüsünün bu uygunsuz eylemleri nedeniyle tüm ticari taksi sürücülerinin bozulan imajı oda yöneticilerinin neden ilgi alanında değildir? 
  • Oda yöneticilerinin görevi sadece belge düzenleyerek bunları bedeli karşılığında üyelerine vermekten ibaret değildir. 
Olumsuz tablonun sadece örneklenen oda ile sınırlı olduğunu ifade etmek için fazlası ile iyimser olmak gerekir. İstisnalar dışında çoğunun ne üyelerine, ne bulundukları kente, ne topluma, ne de insanlığa bir yararı var. Makam ve makam aracı sahibi olmaktan, protokole girip sosyal çevrelerini genişletmekten, koltuğun gücüyle kendi reklamlarını yapmaktan, siyasi istikbal peşinde koşmaktan, kişisel sorunlarını çözmekten, meydanlarda arzı endam etmekten başka yaptıkları bir şey yok ! Bu nedenle gerçek anlamda ne etki yaratabiliyorlar, ne de üyelerinin yaralarına merhem olabiliyorlar. Böyle olunca da bol bol goygoyculuk, faydasız ve nafile işlerden öteye geçemiyorlar.

Kahvaltı, yemek, suya yazılan ziyaret, bir elin verdiğini öbür elin görmemesi gereken iyiliklerin çeşitli adlarla köpürtülerek servis yapıldığı etkinlikleri hizmet olarak sunuyorlar. 

Bu yönleri ile günümüzde meslek odaları yazının girişinde ifade edilen ve arzu edilen tanımlamanın bir hayli uzağındadır. Meslek odalarının yönetimine egemen olan kadrolar, odaları tamamen profesyonel biçimde, iş insanı anlayışı ile yönetmekte ve üyelerini adeta gelir unsuru olarak görmekteler. Oysa meslek örgütlerinin yönetim kademesinde bulunan temsilciler, görev aldıkları odaların, o mesleği icra edenlere ait olduğunu sürekli olarak hatırda tutmak zorundadırlar. Yöneticilerin, temsil ettikleri üyelerle aralarında demokrasi adına yaptığı sosyal kontratın temeli ve kaynağı budur, meşruiyeti buna dayanır. 

Toplumda var olan ve kuruluşu birtakım haklar elde etme çabasına bağlı, demokratik yapı olarak örgütlenme ideali ile kurulmuş olan meslek örgütleri günümüzde bu anlayışın bir hayli uzağındadır. Bu nedenle ve görüşümüze göre oda üyeliğinin yasal zorunluluktan çıkarılarak meslek mensuplarının gönüllü olarak katılımlarına imkan verecek bir örgütlenme modeli tartışmaya açılmalıdır.
8- Bilgilendirme Konuşmalarını BMMG Yürütme Kurulu Başkanı ve İstanbul SMMM Odası Y.K.Üyesi Turgay Kanarya Tamamladıktan Sonra Plaket Törenine Geçildi.
Kahvaltılı Etkinliğe Davetlisiniz...
(7 Kredili) KGK Bağımsız Denetçilik Zorunlu Eğitim Kapsamında "Etik Kurallar" Dr YMM Masum Türker'in Sunumlarıyla
4 Aralık Cumartesi günü meslektaşlarımızla beraber güzel bir Bursa gezisine çıkıyoruz. Bizlerle güzel anılar biriktirmek isteyen tüm dostlarımızı bekliyoruz.
Kahvaltılı Etkinlik, Haliç On Numara Cafede 14 Aralık Salı Günü Yapılacaktır.