Evrak
Arasına Sıkışan Emek: 49 No’lu Tebliğ ve Mesleğin Geleceği
Ahmet DEMİR –
Mali Müşavir
Biz mali müşavirler, sadece
sayılarla uğraşan, fatura işleyen insanlar değiliz. Gece yarısı ışığı sönmeyen
o ofislerde, bir ihracatçının alın terini, bir üreticinin ayakta kalma
mücadelesini, memleket ekonomisinin can damarlarını sırtımızda taşıyoruz. Muhasebe
mesleği bizim için sadece bir kayıt düzeni değil; güvenin, adaletin ve kamu
adına tutulan mali disiplinin ta kendisidir.
Ancak son dönemde hayatımıza giren 49
No’lu Tebliğ, bizleri teknik bir değişikliğin çok ötesinde, mesleki
onurumuz ve emeğimizle ilgili derin bir muhasebeye itti. Bugün TÜRMOB çatısı
altındaki her bir Mali Müşavir meslektaşımın sorduğu o ortak soruyu
artık daha yüksek sesle sormanın zamanı geldi:
Biz gerçekten denetim mi
yapıyoruz, yoksa bir sistemin ücretsiz veri giriş personeline mi dönüşüyoruz?
Karşıt İncelemenin Ruhuna Ne Oldu?
Eski toprak mali müşavirler çok iyi
bilir; "karşıt inceleme" dediğimiz şey, mesleğin en saygın ve
ağırlığı olan işlerinden biriydi. Sahaya inilir, belge ile işlem
karşılaştırılır, kayıtlar didik didik edilir ve işlemin gerçekliği yerinde
doğrulanırdı. Yani emek isterdi, analiz isterdi, risk değerlendirmesi
gerektirirdi. Gerçek bir tasdik sistemi, sadece evrakların üst üste
yığılmasıyla olmazdı.
Bugün ise karşımızda bambaşka, bir o kadar da soğuk
bir tablo var.
Sistem üzerinden doldurulması
gereken o karşıt inceleme tutanakları, ne yazık ki tamamen SMMM’lerin
omuzlarına yıkılmış durumda. Şöyle bir gözünüzün önüne getirin: Bir tek
tutanağın sisteme girilmesi, veri eşleştirmeleri, teknik detayların
doldurulması derken en az 2-3 saatimizi alıyor. Günün en verimli
saatlerini, ekran başında sadece form doldurarak eritiyoruz.
Ağırlaşan Yük SMMM’ ye, Tasdik Ücreti
YMM’ye
İşin en can acıtan, meslek
camiasında vicdanları yaralayan kısmı ise bu emeğin ekonomik olarak tamamen
karşılıksız kalması.
Piyasanın acı bir gerçeği var; bugün
hangi meslektaşım mevcut müşterisine dönüp, "Bu tutanaklar için
saatlerce dirsek çürüttüm, bana ek bir ücret ödemeniz gerekiyor"
diyebilir? Zaten ekonomik fırtınanın ortasında ayakta kalmaya çalışan işletmelere
bunu söyleyemiyoruz. Sonuç? Tüm angarya, tüm zaman kaybı ve yük doğrudan mali
müşavirin sırtına kalıyor.
Madalyonun diğer yüzünde ise çok
daha düşündürücü bir tezat var: Sürecin tüm veri
hazırlığını ve hamallığını SMMM yapıyor, ancak tasdik hizmetinin ücretini YMM
alıyor.
Meslektaşlarımın sinesinden yükselen
o haklı isyan da tam olarak burada başlıyor: Eğer tasdik ve inceleme yetkisi YMM’deyse, neden bu sürecin en büyük iş yükü SMMM’nin sırtında? İnceleme
dediğimiz şey, sahada yapılması gereken dinamik bir süreç mi, yoksa Word
dosyalarına sıkışmış sembolik bir evrak kontrolü mü?
Sadece Biz Değil, Ülkemizim Ekonomisi
de Zarar Görüyor:
Bu çarpık durum sadece bizim
ofislerimizde verdiğimiz bir mücadele olarak kalmıyor; dalga dalga tüm ülke
ekonomisini etkiliyor. Bürokratik yükler arttıkça, KDV iade süreçleri adeta
birer labirente dönüyor ve hantallaşıyor.
Bir ihracatçı düşünün; zamanında
alamadığı o KDV iadesi yüzünden yeni üretime başlayamıyor, personelinin maaşını
ödemekte zorlanıyor ya da yapacağı yatırımı ertelemek zorunda kalıyor.
Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) bu nakit sıkışıklığı altında
eziliyor. Yani bizim ofislerde kaybettiğimiz her saat, piyasada yavaşlayan bir
çark anlamına geliyor.
Ne İstiyoruz?
Bizim talebimiz aslında ne lüks ne de imkansız. Sadece
adalet, sadece mesleki saygı istiyoruz:
- Gerçek bir denetim yapılsın: Karşıt inceleme, bilgisayar başında yürütülen
sembolik bir formalite olmaktan çıksın.
- Yetki ve sorumluluk dengelensin: İmzayı atanla, yükü taşıyan arasındaki o uçurum
kapansın.
- Emek karşılıksız kalmasın: Hiçbir meslek mensubunun zamanı ve emeği
bedelsiz bir angaryaya dönüştürülmesin.
Mali
müşavirlik, sadece kağıtlara imza atan bir meslek değildir; bizler sorumluluk
taşıyoruz, risk alıyoruz. Bu sorumluluğun sürdürülebilir olması için sistemin
adil, uygulanabilir ve vicdana uygun işlemesi şart.
Bugün camiamızdan yükselen ses,
işten kaçma sesi değildir. Bu ses; daha fazla prosedürün içinde boğulmak
istemeyen, mesleğinin
saygınlığını korumaya çalışanve "gerçek, sağlıklı bir denetim sistemi"
özlemi duyan binlerce mali müşavirin ortak çığlığıdır.