Teknoparklar koronanın ilk kurbanları olur mu?
20 Mayıs 2020 Çarşamba
Dünyanın belli başlı ekonomilerinde işi uygun olanlar, yaklaşık iki aydır evden çalışıyor. Özellikle teknoloji işleri bütünüyle eve kaydı
Teknoparklar koronanın ilk kurbanları olur mu?
GLOBAL İŞLER

Teknoparklar koronanın ilk kurbanları olur mu?

Ussal ŞAHBAZ
Ussal@me.com

Dünyanın belli başlı ekonomilerinde işi uygun olanlar, yaklaşık iki aydır evden çalışıyor. Özellikle teknoloji işleri bütünüyle eve kaydı. Nitekim bu hafta Google ve Facebook evden çalışma uygulamasını yıl sonuna kadar, Twitter ise sonsuza kadar uzattığını açıkladı.

Oysa eskiden ofislere girip çıkarken imza atılırdı. Sonra kartlı turnikeler geldi. Son yıllarda turnikeler parmak izi ve retina taramayla çalışıyor. Böylece çalışanlar gerçekten çalışıyor mu çalışmıyor mu en yüksek teknolojiyle “denetlenmiş” oluyor. Korona salgını çıkınca, bu tip ofislerdeki yöneticilerin en büyük korkusu çalışanları evdeyken nasıl denetleyeceği oldu. Oysa çalışanın performansını fiziken görmeden ölçebilen, kimin ne değer sağladığını anlayabilen ve güven üzerine kurulu kültürü olan şirketler korona çalışma sistemine geçmekte zorlanmadı. Korona aslında çalışanını yaptığı iş ile motive edebilen ve edemeyen şirketler arasındaki farkı da ortaya çıkardı.

Türkiye’de teknoloji şirketlerini teknoloji geliştirme bölgelerinde (teknopark) veya ARGE merkezlerinde çalışmaya teşvik ediyoruz. Buralardan elde edilen vergi avantajları büyük. Ancak bu avantajları almak için çalışanlarınızın mutlaka fiziken teknoparkta veya ARGE merkezinde bulunması gerekiyor. Öyle ki, bir şirket ofisinin bir kısmını ARGE merkezi yaptığında burada çalışanların yemekhaneye giderken ayrı bir turnikeden geçmesi gerekiyor. En önemli kriter merkezin içinde ne kadar durduğunuz. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı mesela ARGE konunuzla ilgili yüksek lisans dersi alırsanız, burada zaman geçirmenize izin veriyor, ama ders verirseniz bu zamanda teşvikten faydalanamıyorsunuz.

Korona salgını çıkınca Bakanlık teknopark ve ARGE merkezlerinde fiziken çalışma zorunluluğunu iki aylığına kaldırdı. İki ayda bu zorunluluğun yapılan iş açısından hiçbir manası olmadığını gördük.

Teknopark modeli eski. Yasal çerçevesini 2001’de çıkarmıştık. O zamandan beri dünyada inovasyon yapma biçimi değişti. Teknopark modeli temel bilim araştırmaları ve mühendislik uygulamalarına dayalı, mühendislerin belli bir projeye odaklanıp oturup kapalı duvarlar ardında çalışıp ürün geliştirdiği şirketler için kurulmuştu. Oysa bugün dijital ekonomide şirketler “açık inovasyon” yapıyor. Açık inovasyon; yazılımla tasarım, finans, sağlık, enerji, ulaşım ve perakende gibi birçok farklı sektörün tecrübesini bir araya getirmek demek. Bu da hem birçok şirket arasında hem de bir şirketin içinde farklı disiplin ve tecrübelerden çalışanların tesadüfi karşılaşmalarına bağlı. İnovasyon yapma tarzı değiştikçe başarılı start-up şirketleri artık teknoparkları tercih etmez oldu. Artık şehir merkezlerindeki ofisler, Kolektif House gibi beraber çalışma alanları tercih ediliyor. Nitekim bizim 80 teknopark kurduğumuz dönemde, Fransızlar Paris’te Station F, İspanyollar Barselona’da 22Barcelona gibi beraber çalışma alanları ve inovasyon merkezleri kurarak Avrupa’nın start-up merkezi haline geldiler.

Korona salgını geçince, ofisin amacı güvenmediğin çalışanları gözetlemek değil, arada bir buluşup tesadüfi karşılaşma ve diyalogları arttırmak olacak. Çalışanlar belki iki gün evden (veya plajdan) 2 gün ofisten çalışacak, bir gün de ofise şöyle uğrayıp bir etkinliğe gidecek. O halde teknolojiye verilen teşviklerin denetimindeki kriter, fiziken bir mekânda bulunmak olmamalı. Google, Facebook ve Twitter’ın bütünüyle evden çalışma modeline geçtiği bir dünyada teknoparkta fiziken bulunma zorunluluğu sizce de komik değil mi? Teknopark teşvikleri 2023’te bitiyor. 2023’ten sonra bu teşvikleri mekandan bağımsız hale getirip, ülkemizin tamamını teknopark yapmalıyız. (Dünya)
Sunum; İSMMMO Y.K.Üyesi Halim Bursalı, İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı Yücel Akdemir' le" Mesleki Gündem "
Corona virüsü salgınıyla gelen ekstra zamların altında ezilen emekliye mini zam, memur ve memur emeklilerine de mini zam farkı göründü.
Son zamanlarda “liyakat” sözcüğünü çok kullanılır olduk. Personel alımlarında, tüm atamalarda, kamuda, özel sektörde hep bir liyakat sözü dolaşıp duruyor
Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazançlarla ilgili 40’ncı ve serbest meslek erbabı ile ilgili 68’inci maddesinde 7194 sayılı Kanun’la yapılan değişikliklerle,
ABD Ticaret Temsilciliği, 2 Haziran 2020 tarihinde yaptığı duyuruda[1] dijital hizmet vergisi (DHV) uygulayan veya uygulayacak olan Avusturya,. . .
Bilindiği üzere; 518 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin 3. maddesindeki düzenleme ile;
Günümüz iş dünyasında işletmeler iş yerine bağlılığı artırmak amacıyla çalışanlarına pek çok sosyal yardımlar ve ilave olanaklar sağlayabiliyorlar.
Serbest döviz fonlarında gerçek kişiler için yüzde 10, tüzel kişiler için yüzde 0 (sıfır) olan vergi tevkifatı oranı yüzde 15’e çıkarıldı.
Teklif ile, Çiftçi Kayıt Sisteminin (ÇKS) yanı sıra Tarımsal Üretim Kayıt Sisteminin (TÜKAS) kayıtlarının da esas alınarak üreticilere tarım . . .
Rekabetin Korunması Kanunu'nda değişiklik öngören teklif, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda kabul edildi.
Teklif ile, sağlık personeline verilen fiili hizmet süresi zammının 60 günden 90 güne çıkarılması öngörülmektedir.
Kötü günleri geride bıraktığımız ve eski değil de yavaş yavaş yeni normale dönmeye başladığımız bu günlerde,
Başkanlığımızca 19 Ekim 2019 tarihinde yazılı, 04-14 Şubat 2020 tarihlerinde sözlü bölümü yapılan Gelir Uzmanlığı Yeterlik Sınavı’nın sonucu açıklandı.
Başkanlığımızca toplumda vergi bilincinin ve vergiye gönüllü uyumun artırılmasına yönelik olarak vatandaşlarımıza ve mükelleflerimize sunduğumuz . . . .
Epeydir günlük hukuk sorunların yazmaktan yeni yayınların tanıtımını yapamamış, mali hukuk alanındaki yeni ve önemli yayınları duyuramamıştım.
Başlığı okuyunca “Sanat ve icadın vergisi mi olur?” diye aklınıza gelebilir. Paranın olduğu her yerde vergi mutlaka vardır.
İthalatçıların ve ihracatçıların önemli kapısı gümrüklü liman sahalarında hizmet ücretleri çoğunlukla döviz olarak ödeniyor.
Tütün mücadeleye başladığımız günlerden beri, Tütün kullanıcılarını UYARDIK VE UYARMAYA DEVAM EDECEĞİZ…
Arabuluculuk Daire Başkanı tarafından ekibiyle birlikte yeni bir arabuluculuk kanunu yazılıyor.