Dövizli sözleşmelerin uyarlanması ve olası sorunlar
24 Eylül 2018 Pazartesi
Bilindiği gibi 13 Eylül tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 32 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma (TPKK) Hakkında Karara bir düzenleme eklenerek;
Dövizli sözleşmelerin uyarlanması ve olası sorunlar
HUKUKA GÖRE

Dövizli sözleşmelerin uyarlanması ve olası sorunlar

Bumin DOĞRUSÖZ
bumin.dogrusoz@dunya.com

Bilindiği gibi 13 Eylül tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 32 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma (TPKK) Hakkında Karara bir düzenleme eklenerek; Türkiye’de yerleşik kişilerin, kendi aralarında yapacakları her türlü sözleşmede, tarafların yükümlülüklerini para cinsinden oluşturan edimleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlemeleri yasaklandı. Bu düzenlemeye göre kullanılamayacak veya ölçü olarak alınmayacak ödeme aracı, dövizdir. Bunun dışında, örneğin altın veya diğer kıymetli madenlerin ödeme aracı veya ölçüsü olarak kullanılması serbesttir. Ancak bu yasağın istisnalarını belirleme yetkisi de Hazine ve Maliye Bakanlığı'na bırakıldı.

Öte yandan söz konusu karara eklenen bir geçici madde ile daha önce döviz üzerinden yapılmış, bir başka deyişle sözleşme edimi döviz olarak kararlaştırılmış sözleşmelerdeki döviz bedellerinin taraflarca 13 Ekim tarihine kadar Türk Parası cinsinden yeniden belirlenmesi yükümlülüğü getirilmiştir. Yine Hazine ve Maliye Bakanlığı'na bu yükümlülük için de istisna belirleme yetkisi tanınmıştır.

Bu yazımızda söz konusu geçici madde üzerinde durmak istiyoruz.

Söz konusu geçici madde, edimi döviz olarak kararlaştırılmış sözleşmelerdeki döviz bedellerinin taraflarına edimi TL’ye çevirmeleri yükümlülüğü getirmektedir. Dikkat edilirse bu yükümlülük, sadece edimin döviz olduğu sözleşmeleri ilgilendirmektedir. Kapsama, dövize endeksli edim ihtiva eden sözleşmeler girmemektedir. Örneğin bir kira sözleşmesinde, kira bedeli 100 dolar yazıyorsa bu sözleşmenin uyarlanması gerekmekte, “100 dolar karşılığı TL” yazıyorsa uyarlama gerekmemektedir. Çünkü asli maddede artık bedelin “döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılama”yacağı yazarken, önceden yapılmış sözleşmelere ilişkin geçici madde sadece “döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedeller”den söz etmektedir.

Bedelin döviz olarak kararlaştırıldığı sözleşmelerin uyarlanmasında TL cinsinden kabul edilmek durumunda olan yeni tür bedelin ne olacağı, tarafların iradesine bırakılmıştır. Taraflar bu konuda 13 Ekim tarihine kadar uzlaşmak durumundadırlar. Cumhurbaşkanlığı Kararı, tarafların anlaşamaması halinde uygulama konusunda doğal bir ölçüt içermemektedir. Eğer bir ölçüt içerse idi, bu ölçüt lehine olan taraf uyuşmazlık içerisine girerdi.

Taraflar uyarlama değeri üzerinde anlaşamazlar ise tek yol “sözleşmenin değişen durumlar karşısında uyarlanması” için mahkemeye müracaat olarak görünmektedir. Bu da binlerce ve uzun sürecek ve neticede bilirkişilerin takdirine kalmış davalar demektir. Bu dava süresince ne olacağı da ayrı bir belirsizliktir. Örneğin bedeli döviz olarak yapılmış bir kira sözleşmesinde tarafların TL bedelde anlaşamaması halinde ve kiracının 12 Ekim günü mahkemeye müracaat ettiği bir olayda kiracı Kasım kirasını ödemezse ve kiraya veren icra dairesine müracaat ederse, icra dairesi nasıl davranacaktır. Çeşitli ihtimaller söz konusudur. İcra dairesi nezdinde (itiraz ve icra mahkemeleri aşamasına göre) uyarlama yapılmadığı için sözleşmeye itibar olunmayacağı gibi, dövizle kira bedelinin tahsili reddedilip dövizin karşılığı TL tutarını o günkü kurdan hesaplayıp harekete de geçilebilir. Daha sonra yargı kararı ile daha düşük bir bedele hükmedilmesi halinde mahsuplaşmanın yapılması da bazen ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır. Bu nedenle kanaatimce uyarlama için mahkemelere müracaat edildiğinde belli bir bedelin başlangıçta tedbir olarak belirlenmesini talep etmekte yarar vardır.

Bu gibi durumlarda, yani tarafların uyarlama konusunda 13 Ekim tarihine kadar uzlaşamamaları ve yargıya da müracaat etmemiş olmaları halinde, bu tarihten sonra yapılacak başvuruları mahkemelerin veya icra dairelerinin cumhuriyet savcılıklarına da ihbar etmesi gerekmektedir.

Ayrıca aynı yükümlülük bu konuda inceleme yapacak vergi müfettişlerine de düşmektedir. Çünkü bu durumda sözleşme tarafları TPKK kararına muhalefet etmiş olacaklardır. TPKK kararlarına muhalefet etmenin yaptırımı 1567 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile idari para cezası şeklinde belirlenmiştir.

İrdelenmesi gereken daha pek çok konu var. Bu karar kimleri ilgilendirmektedir? Kapsamı taraflar yönünden nedir? Sözleşme uyarlandığında damga vergisi doğacak mıdır? Kanunda öngörülen ceza Anayasa’ya uygun mudur? Bu soruların cevapları da gelecek yazımda.
3- Kahvaltılı Etkinlikte, Hakan Ustabaş,Bilgilendirme Konuşmalarını Yapması İçin İstanbul SMMM Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ethem Yüksel Kahveci'yi Kürsüye Davet Etti. (SON).
T.C. Merkez Bankası Döviz Kurları (2019 - 2018 - 2017 - 2016 - 2015 - 2014 Yıllarını İçerir)
Bilindiği gibi, serbest meslek kazancı sermayeden ziyade kişisel mesaiye ilmi veya mesleki veya teknik bilgiye veya uzmanlığa dayanan ve
1952 yılında dünyaya gelen Arif Aytulun, 1976 yılında Bursa İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Muhasebe ve Vergi Uzmanlığı bölümünden mezun olmuştur.
Muhasebe Camiasına , Değerli Ailesine, Yakınlarına ve Tüm Sevenlerine Baş Sağlığı ve Sabır Dileriz.
Kocaeli Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (KSMMMO) 23.Olağan Genel Kurul öncesi takvimi açıkladı.
İstanbul SMMM Odası Başkanı Akdemir; "Meslek Yasamızın 30. Yılı Kutlu Olsun..."
Samsun SMMMO Onursal Başkanı, Ahmet Hayvalı, 13 Haziran'ı, önemini ve mesleki açıdan beklentilerini yazdı...
KGK’nın “Bağımsız Denetçiler İçin Sürekli Eğitim Tebliği”ne uygun şekilde tasarlanmış “Bağımsız Denetim Standartları – II” Eğitimi düzenlenmiştir.
Yürürlüğe giren maddelere göre hurda araç indirimi 10 bin liradan, 15 bin liraya yükseltilirken;
Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Staj Başlatma Sınavı Hazırlık Kursları
Yeni askerlik sistemi TBMM Genel Kurulu’nda! Kalıcı bedelli ve tek tip askerlik sistemini kapsayan yeni askerlik sistemi henüz vatani görevini yapmamış
İmar barışından yararlanmak için başvuru süresi 15 Haziran’da, ödemeler ise 30 Haziran’da sona eriyor. Ancak,
İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası bir duyuru yayınlayarak “Danıştay 8.Dairenin vermiş olduğu nispi aidat kararı ve genel kurulda alınan
Bilindiği gibi, zamanaşımı belirli bir sürenin geçmesi ile bir hakkın kazanılmasına, kaybedilmesine veya bir yükten kurtulmaya neden olan süredir.
Diyelim ki; e bildirgeyi son günü veriyorsunuz. Ve elektrikler kesildi yada internet ağı bağlantısında sorun çıktı gönderme imkanı olmadı.
Bilindiği üzere, 85 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ve sonrasında Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın yayımladığı Tebliğ ile 32 sayılı Karar'da değişiklikler yapılarak
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre İmar Barışı için başvuru süresi yeniden uzatılmayacak.