Defter ve belgelerin zayi olması
27 Ağustos 2019 Salı
Ticaret Kanunu 82. maddesinde tacirlere ticari defterleri, mali tabloları, ticari mektupları ve defterlere yapılan kayıtları on yıl süre ile saklama yükümlülüğü getirmiştir.
Defter ve belgelerin zayi olması
HUKUKA GÖRE

Defter ve belgelerin zayi olması

Bumin DOĞRUSÖZ
bumin.dogrusoz@dunya.com

Ticaret Kanunu 82. maddesinde tacirlere ticari defterleri, mali tabloları, ticari mektupları ve defterlere yapılan kayıtları on yıl süre ile saklama yükümlülüğü getirmiştir. Saklama süresi ticari defterlere son kaydın yapıldığı, envanterin çıkarıldığı, ara bilançonun düzenlendiği, yıl sonu yıl sonu finansal tabloların ve/veya konsolide finansal tabloların hazırlandığı, ticari yazışmaların yapıldığı veya muhasebe belgelerinin oluştuğu takvim yılının bitişiyle başlamaktadır. Saklama süresi ticaret hukukuna göre 10 yıl, vergi hukukuna göre kural olarak beş yıldır. Kural olarak dememin sebebi, süreyi uzatan pek çok istisnanın bulunmasıdır.

Ancak bu saklama süresi içerisinde elbette ki defter ve belgelerin başına pek çok şey gelebilir. Bu süre içerisinde defter ve belgeler yok olabileceği gibi tahrip de olabilir, okunamaz hale gelebilir. Öte yandan defter ve belgelerin yetkili mercilere ibraz edilmemesi, çeşitli kanunlarda ayrı ayrı yaptırıma bağlanmıştır. İşte bu nedenle ibraz edilememe halinin, ibraz etmeme kastına dayanmadığının ve ibraz etmemenin elde olmayan bir sebepten ileri geldiğinin kanıtlanabilmesi için Ticaret Kanunu tacirlere bu konuda da bir mükellefiyet yüklemiştir.

Özellikle bu günlerde iklimsel anomalilerin yaşandığını, yağmurların hızla sele dönüştüğü ve iş yerlerine de zarar verdiğini, muhasebe ve defterlerini de kullanılamaz hale gelmesine sebep olduğunu da dikkate alarak, bu konuyu tekrar hatırlatayım istedim.

Ticaret Kanunu’nun 82/7. maddesine göre; “bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içerisinde kayba uğrarsa, tacir kaybı öğrendiği tarihten itibaren on beş gün içerisinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir”. Madde metninde “yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi” denilmek suretiyle bu gibi olayların benzerlerinin de bu kapsamda yorumlanması gerektiği ifade edilmiştir. Uygulamada bu hükme dayanılarak mahkemelerce verilen belgeye veya karara, “zayi belgesi” adı verilmektedir.

Burada önemli olan, defter ve belgelerin elden çıkmasında, tacirin bir kusurunun olmaması gerekir. Bir başka deyişle iddianın inandırıcı ve samimi olması, hayatın olağan akışı içerisinde makul olması gerekmektedir.

Hasımsız olarak görülecek bu davada, mahkemeler gerekli araştırmayı yapmak durumundadır. Mahkeme, itfaiye raporu, karakol tutanağı gibi belgeleri incelemenin yanı sıra şahit de dinleyebilmektedir. Mahkemeye müracaat ederken, kayba yol açan olaya ilişkin delillerin yanı sıra hangi defter ve belgeler için zayi belgesi istenildiğinin de belirtilmesi gerekir. Zira tutulmamış veya tasdiki yaptırılmamış defterler için zayi belgesi istenilmesi mümkün değildir. Tasdik ettirilmiş olsa dahi, kullanılmamış, boş defter veya fatura, fiş, irsaliye gibi belgeler için zayi belgesi istenemez.

Ancak serbest meslek erbabınca kullanılan defter ve belgelerin zayi halinde, zayi belgesi istenilmesi mümkün değildir. Çünkü zayi belgesi, Ticaret Kanunu’nda tacir için düzenlenmiştir. Kanunlarımızda bu konuda bir boşluk vardır ve Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenmesinde yarar vardır. Bu boşluğa pek çok kez dikkat çekmemize rağmen bu boşluk maalesef hala sürmektedir. 
Zayi belgesinin talep edildiği dava hasımsız olarak görüldüğünden mahkeme kararı, kesin hüküm oluşturmaz, kesin kanıt değildir ve her zaman aksi iddia ve ispat edilebilir. Zayi belgesi taleplerinin, ticari işletmenin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemelerine yöneltilmesi gerekmektedir.

Zayi belgesi talebinin, zayi olma halinin gerçekleştiğinin, bir başka deyişle zayi olma sonucunu doğuran olayın öğrenilmesinden itibaren 15 gün içerisinde yapılması gerekir. Bu süre, bazen olay tarihine göre 15 günden fazla da olabilmektedir. Bu nedenle buradaki hak düşürücü sürenin her durumda, olay tarihine göre hesaplanması mümkün değildir.

Zayi belgesi alınması, ticaret hukukunun tacirlere yüklediği ve özel hukuka ait bir yükümlülüktür. Alınmış olunması halinin dahi kesin hüküm teşkil etmemesi sebebiyle, bu belgenin alınmamış olması veya alınmasının ihmal edilmiş olması durumlarında da, ibraz etmeme fiili dolayısıyla açılacak ceza davalarında, defter ve belgelerin zayi olduğunu (tabii ki yine inandırıcı ve samimi olarak, hayatın olağan akışına uygun biçimde ve tacirin elinde olmayan sebeplerle zayi olduğunu) iddia ve ispat etmek mümkündür.

Nitekim Vergi Hukuku bakımından da özün önceliği ve gerçek durumun geçerliliği ilkesi gereğince defter ve belgelerin yitirildiği, zayi belgesi olmasa da ileri sürülebilir ve kanıtlanabilir. Örneğin Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nca verilen 13.12.2017 tarih ve E:2017/428 K:2017/636 sayılı karara konu olayda, tacirin zayi belgesinin olmamasına rağmen mücbir sebep içerisinde olduğu kabul edilmiştir.

Defter ve belgelerin inceleme elemanına ibraz edilememesinin akıbetini ise gelecek yazımızda ele alacağız - (Dünya)
23- ÖZEL BÖLÜM : TRT İstanbul Radyosu Sanatçılarından Konuk Sanatçı Nusret Yılmaz Eşliğinde Hep Birlikte Koro " Gezdiğim Dikenli Aşk Yollarında" ve " İndim Havuz Başına" Adlı Eserleri Okuyarak Bir Daha ki Konserde Buluşmak Üzere Konser Sona Erdi.
Müstahsil makbuzu: Vergi Usul Kanunu’nun 235. Maddesinde şu şekilde açıklanmaktadır: Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde tespit edilenler ve defter tutmak
Yeni ekonomi torba teklifiyle kredi garanti kuruluşlarına sağlanan kaynak 35 milyar liraya çıkarıldı. 39 maddelik yeni ekonomi torba teklif Meclise sunuldu
Dünyada birçok ülkede kişilere, Anayasal haklarının ihlal edilmesi ve bu ihlallere karşı diğer yolların etkisiz ya da sonuçsuz kalmış olması durumunda;
6245 sayılı Harcırah Kanununun 33 ve 50’nci maddeleri uyarınca 2020 yılının ilk altı ayında verilecek yurtiçi gündelikleri yeniden tespit edilmiştir.
Bilindiği gibi, 6183 sayılı kanunun md. 79 hükmü gereği üçüncü şahıslar nezdinde ki mal ve alacakların haciz edilebileceğine ilişkin hükümler
Sosyal güvenlik sistemimizde sigortalılık açısından “teklik ilkesi” söz konusu. Yani kişinin aynı anda tek bir statüde sigortalı olması esas.
103 bin konuttan 3 milyar lira gelir hedeflenen Değerli Konut Vergisi'nde geri adım atıldı. Anayasa'ya aykırı vergideki aykırılıklar
Günümüzde miras ile ilgili konularda birçok problem yaşanıyor ki bunlardan bir tanesi de “reddi miras” konusu... Reddi miras, miras bırakanın
Basit usule tabi mükelleflerle defter tutmak zorunda olmayanların muhafaza ve ibraz ödevleri Gelir vergisine tabi ticaret ve sanat erbabı,
Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:
2018 yılının son aylarında 13 Kasım 2018 günü İktidar Partisi tarafından TBMM’ne “Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik ...
Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği 2017-2019 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısını yapmak üzere....
Asılacaksan İngiliz sicimi ile asıl demişler. Kim demişse Halt etmiş….Neymiş karar alınmış gönderilen beyanname sayısı ortalamanın üstündeymiş....
İkinci el otomobil alım satım işiyle uğraşan kişiler için yetki belgesi alma süresi 31 Ağustos 2020’ye kadar uzatılırken, “al-sat” adı verilen
Mecliste Torba Kanun görüşülürken AK Parti ve İYİ Parti Grup Başkanvekilleri imzası ile verilen önergelerle Değerli Konutlar Vergisi baştan sona değişti, adeta yeniden düzenlendi.
Tartışmalara konu olan Değerli Konut Vergisi’nde yeni düzenlemeyle tek konutu olanlar kapsam dışında tutuldu ve kademeli uygulamaya geçilmesi kararlaştırıldı.
KYK ve vergi borçlarına düzenleme yapılandırma, sicil affı için düzenlemede son durum açıklandı. Düzenleme torba yasa ile gelecek.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun getirdiği yeniliklerden birisi şirketlerin bağımsız denetimi olup, bağımsız denetime tabi olacak şirketleri belirleme yetkisi